Uzun araştırmalar neticesinde Rowenta RO8221 aldım. Sulu modeller arasında gidip geldim ama sonra sulu modellerin bir çoğunda motora su kaçması, koku problemi vs. gibi sorunların bir hayli fazla olduğunu gördüm. Riske girmek istemedim ve klasik metoda devam dedik.
Bu modeli tercih etmemdeki ana sebepler sessiz olması (68 dB) ve elektrik tüketiminin az olması (900 watt). Bir çok arkadaş ürünlerin watt değerine bakarak aldanıyor, sanki yüksek watt yüksek emiş gücü ya da performans sanıyor. Halbuki ben ürünü almadan önce elektro mağazarlada test ettim, emiş gücünde hiçbir şekilde azalma ya da şikayet edilecek bir husus bulunmamakta.
Rowenta 8221'in kutu içeriği resimlerden de görebileceğiniz gibi bir hayli zengin, ayrıca malzeme kalitesi olarak da Philips PowerPro FC8766 modelini gördüm de arada Rowenta lehine bir hayli fark gözlemledim. Bu anlamda Rowenta gerçekten de önde. Özellikle bu Philips'in tutma kısmındaki tasarım bence çok kötü olmuş. Rowenta'nun temizlik konusuna gelecek olursak, gerçekten pratik diyebilirim ve neredeyse her parçası temizleniyor. Temizlik konusunda kullanım kılavuzunu incelemenizi tavsiye ederim, detaylıca belirtilmiş ve hangi parçayı nasıl temizlemeniz gerektiği fotoğraflarla anlatılmış.
Yaklaşık 3-4 aydır kullanmaktayız ve acaba şurası şöyle olsa mıydı ya da bu böyle daha iyi olurdu dediğimiz bir husus yok şu ana kadar. Umarım bayağı bir süre de olmaz.
Daha önce ebay'den aldığım fake Sennheiser CX300 ve Sennheiser CX500 gibi fiyatlarına göre performansları iyi kulaklıkların 6-7 ay içinde bozulması neticesinde bu defa çıtayı biraz yükseltmeye ve orjinal ürün almaya karar verdim. Bu noktada sağ olsun ülkemizde orjinal ürünleri gerçekten de uygun fiyata satan arkadaşlar olduğunu gördüm ve kendilerinden birisiyle irtibata geçerek Audio Technica ATH-CKS90 kulaklığı satın aldım (Kulaklığı google'da aratıp siz de benim gibi 130 TL'ye bulabilirsiniz).
Alırken bir kaç farklı kulaklık deneme şansım da oldu (Klipsch S4i, Urbanears Bagis gibi). Kulaklık konusunda teknik bilgisi fazla olan birisi değilim ama kulağım iyidir, net sesi ayırt ederim kolayca, ayrıca bu tip şeylerde kâğıt üzerinde yazan tekniklere pek inanmam. Her şey dinleyince belli olur bana göre, 3-4 tane kulaklık olsun ortada mesela birisi atıyorum 900 TL'lik diğeri fake bir Sennheiser olsun vs... İşte bunları gözünüz kapalı, marka görmeden dinlediğinizde iyisini seçebiliyorsam bana göre iyi kulaklık odur.
Neyse, bass değil tizi seven birisiyimdir ve açıkçası bu ürün almadan önce "acaba bu kulaklıkları alınca güm güm bass mı duyucam" diye bir tereddütüm vardı çünkü ürün SOLID BASS bir kulaklık olarak lanse ediliyor zaten. Hani arabaları modifiye eden arkadaşlar vardır, bassları vurdururlar böyle, yanınızdan geçerken bir küfür edersiniz (yani ben ederim şahsen :) ) işte öyle bir bass olursa diye çok endişeleniyordum ancak CKS90'ların bass-tiz dengesi çok yerinde, benim eski Sennheiser'lardan daha öte bir ses veriyorlar hem bass hem tiz olarak.
Bunun dışındaki yorumlarımı ve ürünle ilgili resimleri aşağıda bulabilirsiniz.
- Evet, ürünün tasarımı farklı ve "ulen nasıl kulağa giriyor bu?" gibi düşünüyorsunuz başta ama kulağa oturması çok başarılı olmuş. Çıkma sorunu hiç yok. Ben ürünü, daha sonra şu kulak kanalında daha derine girenüçlü (Triple Flange diye geçiyor genelde) uçlarla da denedim ancak bir fark görmedim, bana göre standart silikon uçlar fazlasıyla yeterli. - Uzun süre kulak da kalsa da sıkıntı yapmıyor, acıtmıyor, bu önemli. - Kablo kalınlığı yerinde, umuyorum 1 sene içinde, hep kabloları yüzünden sağ ya da sol kulaklığı bozulan eski kulaklıklarım gibi olmayacaklar. - iPhone'da iyi Riplenmiş bir mp3'ü sesi sona getirseniz bile hiç patlama/çatlama yapmıyor ama kulağınız için iyi olmaz Gerçekten çok şidddetli ses veriyor canavar. - İzolasyon çok ama çok başarılı, tasarımın en büyük artılarıdan biri. Dışarıdaki seslerden tamamen kopuyorsunuz. - Bass'lar gerçekten çok keyifli, öyle kafa ütüleyen güm güm tarzında değil. Tizleri kesinlikle boğmuyor. Alicia Keys - No One (Radio Edit) giriş kısmını bir de bunlarla dinleyin diyorum sadece. - Tizler de çok yerinde. Tereddüt duyarsanız çıkarın ve aynı şarkının aynı kısımlarını alışık olduğunuz eski kulaklığınızla dinleyin, farkı duyacaksınız. - Sahne dedikleri bu mu bilmem ama mesela Dido - White Flag dinleyin girişteki akustiği harika hissettiriyor veya o meşhur akustik kayıt Hotel California'yı. - Diğer kulaklıkarla karşılaştırdığımda, CKS90 dışındakiler hep ya boğuk, bass ve tiz konularında geride kaldılar. - Her şey süper de hiç mi olumsuz diyebileceğimiz bir yanı yok? Var, ama ufak bir estetik kaygısı diyelim sadece. Tasarımı bu güzel sesi vermesi için biraz farklı ve kulağınıza takılı iken, biraz kulaklıklar sanki kulağınıza oturmamış da dışarıda duruyor gibi görünüyor (aşağıda resimleri de paylaştım) , tabii gerçekte böyle değil. Karşıdan size bakan birisi için biraz farklı göründüğü gerçek ama iyi ses için bence bu çok rahat tolare edilebilir, gülü seven dikenine katlanacak.
Elektrikli tıraş makinelerinda ürün yelpazesi oldukça geniş, fiyatlar da bir o kadar değişken. Bu anlamda benim gibi bir çok kullanıcı da kendine "acaba hangi markanın hangi modelini alsam" "nereden alsam" gibi soruları sorup duruyor. İşte bu noktada kullanıcı incelemeleri gerçekten önem arz ediyor, bu nedenle satın aldığım ve yaklaşık 1-2 haftadır kullanmakta olduğum Braun 790cc traş makinasını incelemeye ve size az da olsa bir şeyler aktarmaya çalışacağım.
Daha önce Philips Philishave HQ-7782 ve Panasonic ES-8807 modellerini kullandığım için tıraş
makinelerinde yeni olmadığımı belirteyim. Bunun bilmeyen arkadaşlar için bir önemli yanı, cildim bu sebeple tıraş
makinesine alışmış durumda. Eğer jiletle tıraş oluyorsanız, jiletten tıraş
makinesine geçtiğinizde cildinizin tıraş
makinesine alışması için ortalama 1 ay falan beklemeniz ve düzenli olarak tıraş
makinesi ile tıraş olmanız gerekiyor. Bu incelemede ürünün teknik detaylarına girmiyorum, dileyen sayfanın aşağılarında verdiğim kullanma kılavuzu linkinden ya da ürünün web sitesinden bu detayları edinebilir (lütfen kullanma kılavuzunu okuyunuz, ürünü aldıktan sonra değil, önce de okumanız bir çok noktada, özellikle satın alma kararınızda size yardımcı olacaktır). Gelelim Braun 790cc makinamıza.
Braun 790cc'yi elinize aldığınızda sağlam gövde kendisini hissettiriyor, ergonomi tıraş olurken önemli, bu anlamda Braun başarılı bir iş çıkarmış ve tıraş olurken gövdenin ergonomisi tıraş olmanızı kolaylaştırıyor, cihazı rahat kavramanızı sağlıyor. Örnek vermek gerekirse, Panasonic 8807'deki küçük gövdeyi hiç aramıyorum. Aşağıdaki resimlerde bu iki markanın ergonomi açısından farkını rahatça görebilirsiniz.
Soldaki Panasonic ES 8807 Sağdaki Braun 790cc
Tıraş
makinelerine başladığım zamanlarda ıslak tıraş modaydı ancak tecrübelerimle anladım ki kuru tıraş çok daha avantajlı, en azından bana göre. Hem tıraş kısa sürüyor hem de makina daha iyi alıyor sakalı. Braun 790cc'de kuru tıraş olmak isteyenlere göre bir makina ve gerçekten de güzel neticeler elde ettim. Ancak cihazının üst kısmını temizlik için akan musluk suyuna tutup temizleme imkânı mevcut yani su düşmanı bir cihaz değil bununla birlikte cihazın kuru tıraş olmak isteyenlere göre olduğu kullanım kılavuzunda da "tıraşınızı yüzünüzü yıkamadan önce olun" demesiyle belli ediyor.
Braun 790cc'nin diğer modellere göre bir farkı "sonic titreşim" teknolojisiymiş, nedir derseniz bu teknoloji, sakalınızın durumuna göre 10.000 mikro titreşim yollayan bir teknolojiymiş, bu sayede uyarılan kıllar makina ile daha kolay alınıyormuş, Braun, 790cc modelinin işte böyle bir teknoloji ile üretildiğini belirtiyor. Tabii biz bu teknik detaylardan çok kullanım tecrübelerine önem veriyoruz, değil mi? Tıraş Deneyimi:
Braun 790cc modeli ile tıraş olurken, diğer makinalara kıyasla, farklı hissettiğim ilk şey titreşimi oldu, yani şu "sonic titreşimden" mi kaynaklanıyor bilemiyorum ama diğer makinalara kıyasla bir fark olduğu kesin, hafif gıdıklar gibi bir his uyandırıyor insanda bazen. Bununla birlikte ortalama bir tıraş sürem (kuru tıraştan bahsediyorum tekrar edeyim) max 5 dakika sürüyor. Tıraş olurken gene kullanım kılavuzunda önerildiği gibi makina hareketlerini sakalın çıktığı yönün tersine olmasına önem gösteriyorum, bu noktada sakallarınızın çıkış yönünü bilmeniz gerektiği aşikâr yani.
Tıraş başlığını sadece burun altı bölgesini tıraş etmek için sabit pozisyona alıyorum, cildin diğer bölgelerinde makinanın başlığı oynar şekilde oluyor yani. Ayrıca her zaman cildinize 90 derece açı ile yani dik düşecek şekilde tıraş olunuz. Boyun altı bölgelerde bana göre daha önce kullandığım makinalardan çok daha başarılı iş yapıyor Braun 790cc, tahriş gerçekten de sıfır oldu. Aşağıdaki paylaştığım videolardan ilkinde de zaten tahriş konusunda övülmüş makine (bu arada tıraş
makinelerini gerçekten güzel inceliyor kendisi, Youtube sayfasına abone olun derim ilgiliyseniz).
Diğer Deneyimler:
Braun 790cc temizleme ünitesi olan bir tıraş makinesi, bu ünite ile temizlik yapabilmek için alkol bazlı bir solüsyon almak durumundasınız (cihazla birlikte 1 adet geliyor sadece). Kullanım kılavuzunda önerilen şey, her tıraş sonrasında ürünü bu temizleme ünitesine koyarak temizlik işlemini yapmanız yönünde, bu şekilde 1 adet temizleme solüsyonu kullanım kılavuzunun belirttiğine göre her gün tıraş olursanız 30 tıraş yetiyormuş. Ben ise her tıraş sonrası değil, ürünün alt kısmındaki LED'den kontrol ederek, hijyen seviyesi 2'ye düştüğü zaman(hijyen seviyesi, 5 dakikalık tıraşla iki tıraş sonra 2. seviyeye düşüyor) temizleme yapıyorum. Solüsyonu ürünün temizleme ünitesine sadece temizilik yapacağım zaman takıyorum ve temizlik işlemi bittiği zaman tekrar çıkarıp, kapağını kapatıyorum, bu sayede normalde max açık kalma süresi 2 ay olan solüsyonu daha uzun süre kullanma şansınız oluyor. (aşağıdaki resimde görebileceğiniz gibi). Bu noktadaki amacım tamamen pintilik başka bir şey değil, siz paraya
kıyıp bu ürünü alıyorsanız, solüsyon biter diye endişe etmeden her tıraş sonrası
temizliğini yapın, bana bakmayın :)
Soldaki resimde hijyen seviyesi 2'ye düşmüş ve yaklaşık 40 dk süren temizlik işlemi sonrası hijyen seviyesi sağdaki gibi max çıkıyor.
Temizleme solüsyonunu temizlik sonrası kapağı ile kapatıp, saklıyorum böylece alkol uçmıyor ve daha uzun süre kullanım şansı oluyor, pintilik işte :)
Dikkat:
Ürünü elektrik kablosu prize takılıyken kullanabiliyorsunuz (suyla temas etmesin, aman dikkat! )
Ürünü kendi temizlik solüsyonu ile temizlemek zorunda değilsiniz, başlık kısmını tıraş sonrası suya tutup da temizleyebilirsiniz, ancak bu durumda yani su ile teması olması durumunda elek kısmına haftada bir kez yağ damlatmanız gerekiyor.
Resimleri webalbüm olarak büyük boyutta izlemek ya da kaydetmek için BURAYA tıklayınız.
Güncelleme (Aralık-2012):
Braun temizlik solüsyonunu kullananlar için aşağıdaki videoyu izlemelerini öneririm. Bu videoda kendi solüsyonunuzu nasıl hazırlayacağınız anlatılıyor. İngilizce sıkıntısı olanlar için ben özetleyeyim.
Almanız Gerekenler 1) %70 syreltilmiş Isopropyl Alcohol 2) Limon yağı (veya http://ccrrefills.com adresinden esans satın alabilirsiniz)
Bu iki malzemeyi doğru oranlarla karıştırıyorsunuz:
1) Ebay'den esans satın alanlar, 500 ml alkole 1 paket esans koyacaklar. 2) Kendi yöntemimi özetlersem: Alkol ve limon yağını yakınınızdaki eczanenize söyleyip temin edebilirsiniz. Yalnız burada önemli olan alkol normalde %99 oranında geliyor, eczacınız bunu doğru oranlarla %70'e düşürmesi gerekecek, bu önemli bir nokta. Eczacınız bilmiyorsa, limon yağını İstanbul Ecza Koop'dan aldırabileceğini iletin. Onlar temin ediyor. Braun kabını 3/4 oranında doldurduğum %70 seyreltilmiş Isopropyl Alcohol'e 40-45 damla limon esansı ekleyerek, karıştırdım. Bu şekilde kendi solüsyonumu hazırlamış oldum. Maliyet bilgisine gelirsem: 1 lt %70 syreltilmiş Isopropyl Alcohol + 1 şişe limon yağı bana 23 TL'ye mâl oldu ve bu sanıyorum hesaplamama göre bana 1 sene gidecek :)